<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hangi Diyet</title>
	<atom:link href="http://www.hangidiyet.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hangidiyet.com</link>
	<description>Diyet &#38; Güzellik &#38; Sağlık Portalınız</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Feb 2012 18:41:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Şems Aslan &#8211; Kanserden Korunmak İçin Öneriler</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/sems-aslan-kanserden-korunmak-icin-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/sems-aslan-kanserden-korunmak-icin-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 19:13:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt ve güzellik uzmanı Şems Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[haşlanmış alabalık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserden korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[saç diplerine tuz uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[Şems Aslan Kanserden Korunmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4731</guid>
		<description><![CDATA[Şems Aslan &#8211; Kanserden Korunmak İçin Öneriler .. Bu sene içinde  ünlülerin kansere yakanlanmasından sonra gündeme gelen kanser hastalığına karşı kanseri önlemek için  uluslararası kimya mühendisi, cilt ve güzellik uzmanı Şems Arslanönerilerde bulunuyor.  Cilt ve güzellik uzmanı Şems Arslan kanseri önlemek için özellikle çok eski hekimlerin uyguladııkları tarifleri sunuyor. Şems Arslan önerilerine sağlık iksiri olarak bilinen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4732" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-thumbnail wp-image-4732" title="Şems Aslan - Kanserden Korunmak İçin Öneriler " src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/sems-aslan-alabalik-150x160.jpg" alt="" width="150" height="160" /><p class="wp-caption-text">Şems Aslan - Kanserden Korunmak İçin Öneriler</p></div>
<p>Şems Aslan &#8211; Kanserden Korunmak İçin Öneriler .. Bu sene içinde  ünlülerin kansere yakanlanmasından sonra gündeme gelen kanser hastalığına karşı kanseri önlemek için  uluslararası kimya mühendisi, cilt ve güzellik uzmanı Şems Arslanönerilerde bulunuyor.  Cilt ve güzellik uzmanı Şems Arslan kanseri önlemek için özellikle çok eski hekimlerin uyguladııkları tarifleri sunuyor. Şems Arslan önerilerine sağlık iksiri olarak bilinen alabalık tarifi vererek başlıyor. Alabalığın birçok rahatsızlığa iyi geldiğini tüketilmesi gereken bir besin olduğunu belirtiyor. Şems Aslan tarifleri kanseri önleme ve kanserden korunmak için yöntemleri tarif ederken alabalığın önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><span id="more-4731"></span></p>
<h1> Kanserden korunmak için haşlanmış alabalık</h1>
<p>Alabalık haşlanmış olarak tüketilmesini, pişirme yöntemi olarak kızartma veya ızgara değil haşlama şeklinde tüketilmesini öneriyor. Alabalığı haşlarken baharat olarak kuru kekik, kuru nane eklenebiliceğini bu şekilde haşlandıktan sonra suyunu bir kavanoza koyulacak, haşlanmış alabalık 18 adet buzdolabı poşetine konularak 18 gün süresince sabah veya akşamları tüketilecek. Haşlanmış alabalığın suyunu tonik olarakta kullanılabilir. Ayrıca haşlanmış alabalığın kılçığını atmayın. Çünkü balığın kılçığı bol miktarda kalsiyum ve fosfor içerdiğinden kemik erimesine, kemik iltihabnda, kemik hastalıklarına karşı faydalı olduğunu belirtiyor. Albalığın kılçığı nasıl kullanılacak. Alabalık kılçığı temizlendikten sonra kurutun, havanda iyi ezerek toz haline getirin. Toz haline gelen kılçığı doktorların önerdiği ağrı kesici merhemlere bir çay kaşığı eklenerek uygunabiliceğini belirtiyor.</p>
<h1> Kemoterpiden saçları dökülenlere  öneriler</h1>
<p>Bir çok insan hastalıktan dolayı ve ya tedavi sürecinde saçların döküldüğünü biliyoruz. Özellikle kanser tedavisi için kemoterapi göten insanlarda saç dökülmesi oluyır. Şems Aslan kansere yakalanıp kemoterpiden saçları dökülenlerede şu önerilerde bulunuyor. Şems Aslan saç bakımı konusunda kemoterapiden önce ve sonrasında saçlara daha çok önem verilmesi gerektiğini, her saçaları yıkadıktan sonra saç diplerine tuz uygulaması yapılması gerektiğni belirtiyor. Tuzun saçalara faydalı olduğunu belirten Şems Aslan “tuz vücudumuz için zararalıdır ancak saçlarımız için en etkili ve tedavi amaçlı mineraldir” dedi. Saçlara uygulamasıyla ilgili olarak tuzu saçlara ve diplerinie iyice yedirdikten sonra 5 dakika bekleyip tüm vücutla birlikte saçları yıkıyorsunuz. Her banyodan sonra saçlara tuz uygulaması yapmanın saç diplerini güçlendirdiğini belirtti. Güçlenen saçların dökülmesi zor olur ve çıkması saha kolay olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/sems-aslan-kanserden-korunmak-icin-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gripten Korunma Diyet Programı Listesi</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/gripten-korunma-diyet-programi-listesi.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/gripten-korunma-diyet-programi-listesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 06:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet Programı Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilo almadan]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilolardan kurulmak için]]></category>
		<category><![CDATA[Gripten Korunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4579</guid>
		<description><![CDATA[Gripten Korunma Diyet Programı Listesi&#8230;İnsanın en mutlu olduğu zaman sağlıklı olduğu zamandır. İnsanların en çok hastalandıkları mevsim kış mevsimidir. Bu zamanda insanın bünyesi biraz daha zayıf düşer ve hasatalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Kış ayında havanın en soğuk olduğu günler olup özellikle grip insanları tehdit etmektedir. Kışın gripten korunmak için diyet programı uygulayabilirsiniz. Gripten korunma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4580" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-thumbnail wp-image-4580" title="Gripten Korunma Diyet Programı Listesi" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/gripten-korunma-yollari-150x160.jpg" alt="" width="150" height="160" /><p class="wp-caption-text">Gripten Korunma Diyet Programı Listesi</p></div>
<p><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>Gripten Korunma</strong></span> <span style="color: #000080; text-decoration: underline;"><strong>Diyet Programı Listesi</strong></span>&#8230;İnsanın en mutlu olduğu zaman sağlıklı olduğu zamandır. İnsanların en çok hastalandıkları mevsim kış mevsimidir. Bu zamanda insanın bünyesi biraz daha zayıf düşer ve hasatalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Kış ayında havanın en soğuk olduğu günler olup özellikle grip insanları tehdit etmektedir. Kışın gripten korunmak için diyet programı uygulayabilirsiniz. Gripten korunma diyet listesi ile kışı hem hastalıksız geçirebilir hemde kilo almadan biraz zayıflayarak atlatabilirsiniz. Hem sağlıklı kalmak ve hemde fazla kilo almadan <strong>fazla kilolardan kurulmak için</strong> grip diyeti uygulayabilirsiniz.</p>
<p><span id="more-4579"></span></p>
<h1>Gripten Korunma Diyet Programı Listesi</h1>
<h2>1.Gün</h2>
<p>Kahvaltı<br />
- 1 bardak havuç suyu<br />
- 1 kibrit kutusu peynir<br />
- 1,5 dilim ekmek<br />
- Domates, yeşil biber</p>
<p>Saat 10.00<br />
- 3 adet mandalina</p>
<p>Öğle<br />
- 140 gram dana rosto<br />
- 3 kaşık püre<br />
- 4 kaşık bezelye, havuç<br />
- 1 dilim kepek ekmeği<br />
- Salata</p>
<p>Saat 16.00<br />
- 3 kestane</p>
<p>Akşam<br />
- Yağsız domates çorbası<br />
- 5 ızgara köfte<br />
- 4 kaşık zeytinyağlı pırasa<br />
- 1 dilim ekmek<br />
- Salata</p>
<p>Gece<br />
- 1 elma</p>
<h2>2. GÜN</h2>
<p>Kahvaltı<br />
- Ballı süt<br />
- 1,5 dilim kepek ekmeği<br />
- Domates ve salata</p>
<p>Saat 10.00<br />
- Limonlu şekersiz çay<br />
- 3 – 4 diyet bisküvi</p>
<p>Öğle<br />
- Mantar çorbası<br />
- Kıymalı ve pirinçli semizotu<br />
- Bir kase cacık<br />
- Salata</p>
<p>Saat 16.00<br />
- Şekersiz kuru kayısı kompostosu<br />
- 2 diyet galeta</p>
<p>Akşam<br />
- Mercimek çorbası<br />
- 2 yumurtalı menemen<br />
- 1 dilim kepek ekmeği<br />
- Salata</p>
<p>Gece<br />
- Şekersiz kuşburnu çayı<br />
- 3 – 4 adet kepekli bisküvi<br />
- Light peynir</p>
<h2>3. GÜN</h2>
<p>Kahvaltı<br />
- Limonlu şekersiz ıhlamur<br />
- 2 ızgara sosis<br />
- 1 dilim<br />
- kepek ekmeği<br />
- Domates<br />
- Salatalık</p>
<p>Saat 10.00<br />
- 2 havuç</p>
<p>Öğle<br />
- 3 yağsız biber dolması<br />
- 3 küçük parça ıspanaklı börek<br />
- Light yoğurt<br />
- Salata</p>
<p>Saat 16.00<br />
- 1 greyfurt<br />
- 1 havuç</p>
<p>Akşam<br />
- Ezogelin çorba<br />
- 1 tavuk göğsü<br />
- 4 yemek kaşığı içli pilav<br />
- Salata</p>
<p>Gece<br />
- 2 armut</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/gripten-korunma-diyet-programi-listesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet ve Halsizlik</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/diyet-ve-halsizlik.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/diyet-ve-halsizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 21:10:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet Yaparken Bitkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet yaparken halsiz düşmememek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet yaparken halsizliğe düşme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet Yaparken Halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyette halsizliği önleme yolları]]></category>
		<category><![CDATA[diyette halsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4572</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Diyet uygulama sırasında diet yapmaktan alıkoyan olayların başında halsizlik gelmektedir.Diyet uygularken halsizlik en çok karşılaşılan bir durumdur, diyet uygulayan kişilerde  değişen beslenme alışkanlıkları ile birlikte normal olarak diyette halsizlik, cansızlık gibi durumların değişik oranlarda kişilerde meydana gelmektedir. Diyet programı uygulanırken oluşan halsizlik durumunda kendinizi halsiz, bitkin olarak vücudunuzu zorda bırakmamalısınız. Diyet yaparken halsizliğe düşme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img class="alignright" title="Diyet ve Halsizlik" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/halsizlik-diyet-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></p>
<p>Diyet uygulama sırasında diet yapmaktan alıkoyan olayların başında halsizlik gelmektedir.Diyet uygularken halsizlik en çok karşılaşılan bir durumdur, diyet uygulayan kişilerde  değişen beslenme alışkanlıkları ile birlikte normal olarak diyette halsizlik, cansızlık gibi durumların değişik oranlarda kişilerde meydana gelmektedir. Diyet programı uygulanırken oluşan halsizlik durumunda kendinizi halsiz, bitkin olarak vücudunuzu zorda bırakmamalısınız. Diyet yaparken halsizliğe düşme sizleri uyguladığınız diyet programından o anda soğutacağı gibi ileriki dönemlerde yapacağınız diyet engel teşkil edebilir. Diyet programı uygularken halsizliği, bitkinligi önlemek için neler yapabiliriz? Diyette halsizliği önleme yollarını uyguladığınız takdirde halsizlikten kurtulabilirsiniz. Diyet yaparken halsiz düşmememek şu için yöntemler yararlı olacaktır. Günlük tükettiğiniz çay içerisine bir kaç tane karanfil, bir tane çubuk tarçın eklediğinizde kendinizi daha iyi ve canlı hissetmenizi sağlayacaktır. Ayrıca bitkisel biberiye çayı da aynı şekilde yararlı olacaktır. Günlük içeceğiniz bir fincan kadar biberiye çayı gün boyu rahat hissetmenizi sağlar, hatta uyguladığınız diyet programı daha kolay hale getirecektir.</p>
<p><span id="more-4572"></span></p>
<div class="mceTemp"> </div>
<p>Diyet uygulaması sırasında halsiz kalmanın en büyük nedenlerin başında  kişiye özel diyet prığamı olmayan diyetlerin uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Diyette halsizlik durumunun önüne geçilmesi ve diyette halsizliğe düşmemek için en önemli konu hazırlanan diyet listelerinin kişiye özel olarak diyet uzmanı tarafından hazırlanmalıdır. Diyet yapacak kişinin yaşam tarzı, sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak Diyet uzmanı kontrolünde diyete başlanmalı ve devam edildiği sürece bu tür durumların önüne geçilir. Halsizlik problemiyle karşılaşma olasılığı düşecektir.</p>
<p>Diyet yaparken günlük alınması gereken kalori çok önemlidir. <strong>Diyet yaparken halsiz</strong>liğie düşmemek için günlük kalori alımına dikkat etmek gerekir. Kalori miktarlarında bayanlarda günlük 1000 kalorinin altında kalori almak, erkeklerde 1500 kalorinin altında kalori almak halsizliğe neden olabilir. Diyet listesi Diyetisyen tarafından hazırlandığında günlük alınması gereken kalori miktarıda düzenli olarak hazırlanacaktır. Diyet yaparken halsizlik problemi ile karşılaşıldığında kalori miktarının ayarlanması gerekir. Diyet programı uygulanırken tırnak kırılmaları, aşırı sinirlilik, saç dökülmesi gibi durumlarla karşılaşılaştığınız diyet’e keserek hemen uzmana danışmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/diyet-ve-halsizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet yapmadan fazla kilo vermenin en iyi 12 yöntemi</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/diyet-yapmadan-fazla-kilo-vermenin-en-iyi-12-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/diyet-yapmadan-fazla-kilo-vermenin-en-iyi-12-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 13:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet yapmadan]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[ideal kilo]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4565</guid>
		<description><![CDATA[Ev derdi geçim derdi derken hayatın koşuşturmasından dolayı kendimize ayıramadığımız zaman nedeniyle spor yapamaz bir hale gelmiş durumdayız. İş arası bir an önce atıştırayım derken dengesiz beslenme nedeniyle bir hayli kilo aldığımızın farkına varıyoruz. Fazla kiloları vermek için diyet başlamaya ve hayatın kabusu ile yaşamaya mecbur ediyoruz kendimizi. İş stresi ve aç kalarak geçen yaşam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4568" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-thumbnail wp-image-4568" title="Diyet yapmadan fazla kilo vermenin en iyi 12 yöntemi" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/diyet_yapmadan_kilo_verme-150x160.jpg" alt="" width="150" height="160" /><p class="wp-caption-text">Diyet yapmadan fazla kilo vermenin en iyi 12 yöntemi</p></div>
<p>Ev derdi geçim derdi derken hayatın koşuşturmasından dolayı kendimize ayıramadığımız zaman nedeniyle spor yapamaz bir hale gelmiş durumdayız. İş arası bir an önce atıştırayım derken dengesiz beslenme nedeniyle bir hayli kilo aldığımızın farkına varıyoruz. Fazla kiloları vermek için diyet başlamaya ve hayatın kabusu ile yaşamaya mecbur ediyoruz kendimizi. İş stresi ve aç kalarak geçen yaşam süresi yaşamaktan çok çile çekmeye dönüşüyor. Bu çile sonucunda kilo verdiğmizde belki bir nebze mutlu oluruz. Ama nerede 1 gram bie zayıflama olmadığı gibi aç geçirilen günlerin sonucunda kilo almış oluyoruz.</p>
<p>Evet belki yukardaki senaryo bize uyabilir veya fazla abrtılmış diyebilirsiniz. Burda söylemek istediğimiz şey ; bilinçsizce yapılan diyetler sizi aç bırakmaktan başka faydası olmadığıdır. Büyük şehirlerde yaşamanın en büyük dezavantajlarından biri, yoğun iş hayatı ve günlük koşuşturmalar nedeniyle düzensiz beslenmek zorunda kalmanız.</p>
<p><span id="more-4565"></span> Hemen hemen herkes sabahları kahvaltısını ayakta atıştırıyor, gündüz tabağındaki besinleri hızla tüketiyor, akşam öğününü de neredeyse yatma vaktine yakın yiyebiliyor. Bunun faturasını da hızla aldığınız kilolar ile ödemek zorunda kalıyorsunuz. Fazla kilolarınızdan kurtulup fit bir vücuda sahip olabilmeniz için başladığınız diyetleri de genellikle düzensiz yaşantınız ya da aynı besinleri yemekten sıkılıp iradenize yenik düşerek yarım bırakıyorsunuz. Büyük bir irade örneği gösterip diyetlerine devam ederek fazla kilolarından kurtulanlarımız da bir süre sonra eski beslenme düzenine dönüyor, verdiği kiloları fazlasıyla geri alıyorlar. Aslında fazla kilolarınızdan kurtulmak ve ideal kilonuzu ömür boyu korumak için ‘diyet’ yapmanıza hiç gerek yok! Sadece ‘yeterli’ ve ‘dengeli’ beslenerek, yani kendinize yeni bir beslenme programı oluşturarak ömür boyu <strong>ideal kilo</strong>nuzu korumanız mümkün. Üstelik aç kalmadan, en önemlisi de hiçbir besin kısıtlamasına girmeden! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, fazla kilolardan kurtulmak için neler yapmak ve nelerden kaçınmak gerektiğini anlatıyor:</p>
<h1>Diyet yapmadan fazla kilo vermenin en iyi 12 yöntemi</h1>
<p><strong>1-Besinleri yavaş çiğneyin</strong></p>
<p>Zamanınız olmasa bile tabaktaki yemekleri hızlı yemekten vazgeçin. Ana öğünleriniz en az 15 – 20 dakika sürmeli. Çünkü beynin ‘tokum’ sinyalini vermesi için yaklaşık bu kadar süreye ihtiyacı var. Eğer besinleri hızlı çiğnerseniz kontrolünüzü yitirerek bu süre içinde daha fazla yemek tüketme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.</p>
<p><strong>2-Her öğünden önce su için</strong></p>
<p>Her gün 1.5 – 2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Gün içinde düzenli olarak tüketeceğiniz su metabolizmanızı hızlandırmak gibi önemli bir işlev üstleniyor. Ancak bu özelliğinden faydalanmak için suyu gün içine yayarak içmeniz şart. Eğer akşam su içmediğinizi fark edip bolca tüketmeye kalkarsanız, sık sık tuvalete gitmek dışında hiçbir değişiklik sağlayamazsınız. Bu nedenle her öğün öncesinde bir bardak su içmelisiniz. Böylece hem açlık hissinizi azaltarak gereksiz atıştırmalardan korunmuş, hem de günde en az 6 bardak su içmeyi garantilemiş olursunuz. Yemek yerken su tüketiminden ise kaçının, aksi halde mide hacmini artırmış olursunuz ki bu da daha fazla besin tüketmeniz anlamına geliyor. Yemekten sonra su içmek için en az 1 – 1.5 saat geçmiş olmalı. Çünkü mide boş iken su, doğrudan bağırsaklara karışıyor ama besinle karıştığında mideyi genişletmekten başka bir işlev üstlenmiyor.</p>
<p><strong>3-Sebzeye ağırlık verin</strong></p>
<p>Ana öğünlerinizden birinin mutlaka sebze ağırlıklı olmasına dikkat edin. Böylelikle hem bağırsakların daha hızlı çalışmasını sağlar, hem de daha az kalorili bir menüye sahip olursunuz. Örneğin ana öğününüzde et ve makarna yerseniz sebzeden çok daha fazla enerji alabilirsiniz. Ancak sebzeler bir porsiyon ete göre neredeyse dörtte biri kadar enerjiye sahip olsalarda, hemen hemen aynı derecede tokluk sağlarlar. Örneğin etin sindirimi 3 – 4 saat sürüyorsa, sebzenin sindirimi 2 saat kadar sürer. Fakat sebzeyi bir dilim ekmekle desteklerseniz, etli menü kadar uzun süre tok kalabilirsiniz. Bu nedenle gün içinde minimum 2 -3 porsiyon sebze, yine aynı oranda meyve almayı alışkanlık haline getirin.</p>
<p><strong>4-Porsiyonlarınızı küçültün<br />
</strong><br />
Meyvede bir porsiyon derken, aklınıza dolu bir tabak gelmesin. Bir porsiyonun 50 kalori olduğu, bunu da yarım muz, büyük bir mandalina, küçük bir elma veya ayvanın dörtte biri ile alabileceğiniz belirtiliyor. Sebzelerde de, 4 yemek kaşığı bir porsiyona karşılık geliyor.</p>
<p><strong>5-Tatlılara ‘ambargo’ koyun!</strong></p>
<p>Gün içinde yeteri kadar karbonhidrat tüketmediğinizde enerji ihtiyacınızı karşılayamıyorsunuz. Bunun sonucunda da beyniniz size ‘tatlı’ yemenizi emrediyor. Siz de ‘krizim tuttu’ diyerek tatlılara saldırmaya başlıyorsunuz. Oysa tatlı ihtiyacınızı önlemenin tek yolu düzenli beslenmek ve enerjiyi dengeli bir şekilde almaktan geçiyor! Şeker gibi basit karbonhidrat grubunda yer alan besinleri haftada 1, en fazla 2 kere tüketmeniz öneriliyor. Çünkü tatlı yediğinizde 300 -350 gibi yüksek bir kalori alırsınız ama kan şekeriniz hızla yükselip tekrar düştüğü için yarım saat sonra tekrar acıkırsınız. Bunun aksine bol peynirli kepekli sandviç yerseniz neredeyse 3 saat boyunca tok kalabilirsiniz. Gün içinde 2 – 3 porsiyon meyve yediğinizde de tatlı krizinin önüne geçebilirsiniz. Eğer canınız tatlı çok çektiyse, baklava ve şekerpare gibi kalorisi bol tatlılar yerine, daha az kalori içeren sütlü tatlıları tercih edin.</p>
<p><strong>6- Çeşitli beslenin!</strong></p>
<p>Besinleri sadece kalori veren maddeler olarak düşünmeyin. Vücudunuzun iyi enerji harcaması, günlük işlerini yerine getirebilmesi ve aynı zamanda sağlıklı olarak hayatına devam edebilmesi için ihtiyacı olan besin öğelerini size gıdalar verir. Tüm besin öğelerini içinde bulunduran tek bir besin olmadığı gibi aynı besin grubunda yer alan besinlerin de içeriği farklılık gösterir. Kilo vermeye de çalışsanız, kilonuzu korumaya da çalışsanız çeşitli beslenmeyi ihmal etmemelisiniz.</p>
<p><strong>Bunları yapmayın!</strong></p>
<p>1-Yağları ‘yasak’ listesine almayın</p>
<p>Kilo vermek uğruna yağdan vazgeçmeyin. Çünkü yağlar sindirimi en uzun süren grup oldukları için yemeklere ilave etmezseniz tokluk süreniz kısalır, siz de kendinizi yine sofra başında bulabilirsiniz. Fakat çok hareketli bir yaşantınız yoksa, et, peynir ve yoğurt tüketirken zaten vücudunuzun ihtiyacı kadar aldığınız için doymuş, yani katı yağlardan kaçının. Gün içinde yemeklere katacağınız sıvı yağ miktarı 4 – 5 tatlı kaşığını geçmemeli. Bunun için de 4 – 5 su bardağı ile yapacağınız çorbaya yarım yemek kaşığı, bir kiloluk sebze yemeğine de yarım çay bardağı, salatalara da 1 tatlı kaşığı kadar sıvı yağ eklemeniz yeterli gelecektir.<br />
<strong><br />
2-Karbonhidrattan vazgeçmeyin</strong></p>
<p>Kilo vermeye karar verdiğinizde çoğunuzun yaptığı ilk şey, ‘karbonhidratlı besinleri sofradan kaldırmak oluyor. Oysa hem yeterli beslenmek hem de midenizin tok kalması için günlük enerji ihtiyacınızın yüzde 50 – 60’ını karbonhidrat kaynaklı besinlerden sağlamanız şart. Bu da günde 300 – 350 gr karbonhidrat anlamına geliyor. Diyelim ki et ve yanında da bolca salata yediniz. Karbonhidrat içeren besin tüketmezseniz vücudunuz ihtiyaç duyduğu ‘enerjiyi’ alamadığı için 1 – 1.5 saat sonra acıkmaya başlarsınız. Bunun aksine yanında karbonhidrat içeren bir besin tüketirseniz en az 2 – 2.5 saat tok kalır, bu sayede bir sonraki öğüne kadar gereksiz şeyler atıştırmazsınız. Dolayısıyla her öğünde karbonhidrat içeren besinlere mutlaka yer verin. Ancak seçiminiz kan şekerini hızla yükseltmedikleri için lif içerenlerden yana olmalı. Örneğin pilav ya da patates yerine, sindirimleri nispeten daha uzun süren, böylece kan şekerini hızla yükseltmeyen kepek ekmeğini, tam buğday makarnasını, kuru baklagilleri veya bulgur pilavını tercih etmenizde fayda var. Tabii her öğünde karbonhidrat içeren besinleri 3 – 4 yemek kaşığını geçmeyecek miktarda yemeniz gerektiğini de unutmayın!<br />
<strong><br />
3-Öğün atlamayın</strong><strong><br />
</strong><br />
Zayıflamanın öğün atlamaktan geçtiği yolundaki hatalı bilgilerle hareket etmeyin. Çünkü aç kaldığınızda vücudunuz bunu bir tehdit olarak algılıyor ve ihtiyaç duyulan enerjiyi yağ dokusundan almaya başlıyor. Fakat vücut uzun süre açlıktan sonra yağ deposundan sağlanan bu enerjiyi, öğün tüketilmesi ile beraber besinlerle gelen enerjiyi tekrar yağ dokusuna geri gönderiyor, hem de fazlasıyla. Bu da kilo verememenize, hatta kilo almanıza yol açıyor! Dolayısıyla kahvaltıyı uyandıktan sonra en geç 1 saat içinde yapmalı ve sonraki öğünleri 2 – 4 saat sonra olacak şekilde planlamalısınız. Bunun için her gün 3’ü ana öğün olmak üzere günde en az 5 – 6 kez beslenmelisiniz. İsterseniz, ara öğün sayısını 4’e bile çıkarabilirsiniz. Bu sayıyı kahvaltı saatinize göre belirleyebilirsiniz. Örneğin kahvaltınızı saat 7.00’de yapıyorsanız, ana öğünden önce mutlaka bir ara öğününüz olmalı. Ancak sofraya saat 10.00 gibi oturuyorsanız, bu durumda 2 – 3 saat sonra öğle yemeğine geçebilirsiniz.</p>
<p><strong>4-Sofraya geç saatlerde oturmayın</strong></p>
<p>Yoğun iş temposu nedeniyle bunu başarmak pek kolay olmasa da akşam yemeğini çok geç saatlere bırakmamaya çalışın. Akşam saat 19.00 gibi sofraya oturabiliyorsanız, çok şanslısınız. Ancak bu mümkün değilse ve diyelim ki saat 24.00’te yatağa gireceksiniz, hiç olmazsa yatmadan en az 4 saat önce akşam öğününü tamamlayın ki hareketsiz kaldığınız için kaloriler vücudunuzda depolanmasın. Akşam yemeğinde ağır yemekler yerine kalorisi az ve sindirimi kolay hafif yemekleri tercih edin! Eğer geç kalmışsanız, akşam yemeğini atlamayı bir çözüm olarak da görmeyin. Çünkü öğünü tamamen atlarsanız yetersiz beslenmiş olur ve vücudunuz uzun süre aç kalacağı için bazal metabolizmanızın hızının düşmesine yol açabilirsiniz.</p>
<p><strong>5-Kızartmayın, haşlayın</strong></p>
<p>Fazla kilolarınızdan kurtulmak için besinlerinizi pişirme şekline de dikkat etmelisiniz. Kızartmaları ayda bir veya iki kez ile sınırlamalı, bunun yerine haşlama veya fırında pişirme şekillerini tercih etmelisiniz. Eğer patates kızartmasını çok veriyorsanız, baharatlandırarak fırında elma patates şeklinde hazırlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>6-Proteini abartmayın</strong></p>
<p>Protein tüketiminde aşırıya kaçmayın. Çünkü bol protein almak aynı zamanda ‘yağlı’ beslenmek anlamına geliyor. Çok yağlı beslenmek de metabolizmanın hızlı çalışmasına engel oluyor. Bu nedenle günlük besin ihtiyacınızın sadece yüzde 18’inin proteinden oluşmasına özen gösterin. Fazla protein alımının böbrekleri yorduğunu da unutm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/diyet-yapmadan-fazla-kilo-vermenin-en-iyi-12-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Listerya Gribi-Listerya Enfeksiyonu-Listerya Hastalığı</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/listerya-gribi-listerya-enfeksiyonu-listerya-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/listerya-gribi-listerya-enfeksiyonu-listerya-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 13:13:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Listerya Enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Listerya Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Listerya nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4549</guid>
		<description><![CDATA[Her sene piyasaya yeni bir hastalık yeni bir virüs ve yeni bir grib çıkmasıyla insanların psikolojisi alak bulak oldu. Artık insanların her sene çıkan hastalıklara inanısı kalmadı. Acaba yine birileri para kazana cakmı bu hastalık söylentilerinden diye düşünmeye başladılar. Neyse biz ne olur ne olmaz yine siz değerli okuyucularımız bu Listerya Enfeksiyonu ndan bahsetmek istiyoruz.Grip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4550" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://www.hangidiyet.com/wp-admin/Listerya%20Enfeksiyonu"><img class="size-full wp-image-4550" title="Listerya" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/Listerya.jpg" alt="" width="150" height="160" /></a><p class="wp-caption-text">Listerya Enfeksiyonu</p></div>
<p>Her sene piyasaya yeni bir hastalık yeni bir virüs ve yeni bir grib çıkmasıyla insanların psikolojisi alak bulak oldu. Artık insanların her sene çıkan hastalıklara inanısı kalmadı. Acaba yine birileri para kazana cakmı bu hastalık söylentilerinden diye düşünmeye başladılar. Neyse biz ne olur ne olmaz yine siz değerli okuyucularımız bu Listerya Enfeksiyonu ndan bahsetmek istiyoruz.Grip gibi görünüyor ama anne adaylarında erken doğum ve ölü doğuma neden oluyor!</p>
<p>Yeni bir korkumuz daha oldu. ABD&#8217;de 13 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Listerya enfeksiyonu pek çok kişi için tehdit oluşturuyor. Hastalığın 18 eyalete yayıldığı belirtirken, &#8220;<strong><span style="color: #a11640;">Listerya nedir</span></strong>?&#8221; gibi sorular da kafalarda oluştu.</p>
<p> <span id="more-4549"></span></p>
<p><span style="color: #a11640;"><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı <span style="color: #800000;">Dr. Senai Aksoy</span></strong></span>, Listerya&#8217;nın ne olduğunu şöyle açıkladı: &#8220;Listerya enfeksiyonuna (<strong><span style="color: #a11640;">Listeriozis</span></strong>) neden olan bakteriye <strong><span style="color: #000000;">Listeria monocytogenes</span></strong> adı verilir. Normal şartlarda bakteri yetişkin bir insan bulaştığında genellikle herhangi bir şikayet ortaya çıkmadan veya hafif grip gibi belirtiler geçer. Ancak bakteri anne adaylarında <em><span style="color: #000000;">düşük, erken doğum, ölü doğum</span></em> ve çeşitli anomaliler gibi bebekle ilgili ciddi problemlere neden olabilir. Listerya enfeksiyonu özellikle hamileler ve bağışıklık sistemi çeşitli hastalıklar nedeniyle baskılanmış kişiler için daha büyük risk oluşturur.&#8221;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>ÇİĞ ET VE DENİZ ÜRÜNLERİ</strong></span><br />
Bakterilerden bulaşan bu hastalığın anne adaylarında ve bebeklerde tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Dr. Aksoy: &#8220;Listerya enfeksiyonu ateş, erken doğum, bebekte çeşitli anomaliler gibi etkileri olabileceği gibi düşük veya ölü doğumla da sonuçlanabilir. Bir çok bakteride olduğu gibi<span style="color: #a11640;"><strong> Listerya</strong></span> enfeksiyonu da <strong>çiğ et,</strong> deniz ürünleri ve yumurta, pastörize edilmemiş süt ve bu süt ile üretilen besinler ile bulaşabilir. Ayrıca iyi yıkanmamış sebze ve meyveler, hazır gıdalar gibi ürünlerde Listerya enfeksiyonuna neden olabilir. Hamilelik sırasında enfeksiyon bebeğe plasenta yoluyla ya da doğum sırasında geçebilir. Enfeksiyon düşük, erken doğum, ölü doğum ve çeşitli anomalilere sebep olabilir. Bunun dışında fetusta hepatit, pnömoni, nörolojik hasarlar da oluşabilir&#8221; dedi.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>ATEŞ, BULANTI VE KUSMA..</strong></span><br />
<span style="color: #a11640;">İnfeksiyon Hastalıkları</span> ve <span style="color: #a11640;">Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <span style="color: #800000;"><strong>Dr. Fatma Çuhadar</strong></span></span> ise Listerya&#8217;nın yaşlılar, bağışıklık sistemi düşük olanlar üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini ifade ederken, &#8220;Yetişkinlerde ateşle seyreden bulantı, kusma, ishale neden olmakta bağışıklık  sistemi zayıfsa sepsis, menenjit, endokardit gibi ölümcül hastalıklar Listerya ile birlikte gelişebilmektedir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>NASIL KORUNULUR?</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Hayvan kaynaklı besinler çok iyi pişirilmeli</li>
<li>Çiğ sebzeler çok iyi yıkanmalı</li>
<li>Pastörize edilmemiş sütleri, taze peyniri tüketmekten kaçınmalı</li>
<li>Pişmemiş gıdalarla temas edince kesme tahtası, bıçak, eller iyice yıkanmalı.</li>
<li>Artmış yemekler, hazır gıdalar yemeden önce iyice ısıtılmalı,</li>
<li>Şarküteri ürünlerini <strong>hamilele</strong>r ve bağışıklığı zayıf olan hastalar tüketmekten kaçınmalıdır.</li>
<li>Sosis, salam, sucuk gibi besinler pişirmeden yenmemeli</li>
<li>Önceden hazırlanmış ve beklemiş soslu salataları yemekten kaçının</li>
<li>Son kullanma tarihi geçmiş ürünleri tüketmeyin</li>
<li>Dondurulmuş ve çözdürülmüş besinleri tekrar dondurmayın.</li>
</ul>
<h6><strong>BEGÜM ÇELİKKOL/ HABERTURK.COM SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ</strong><br />
<strong>begumcelikkol@<a href="http://ekonomi.haberturk.com/etiket/haberturkcom">haberturk.com</a></strong><br />
<strong>http://twitter.com/#!/bcelikkol27</strong></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/listerya-gribi-listerya-enfeksiyonu-listerya-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay&#8217;in Karatay Diyet Kitabı  Zayıflatıyor.</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/prof-dr-canan-efendigil-karatayin-karatay-diyet-kitabi-zayiflatiyor.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/prof-dr-canan-efendigil-karatayin-karatay-diyet-kitabi-zayiflatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 17:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyet i]]></category>
		<category><![CDATA[Karatay Diyet Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4542</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay&#8217;in Karatay Diyet Kitabı  Zayıflatıyor. Yılların verdiği bilgi ve tecrübeyle  Kardiyolog ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, bir kitap yazdı, bu kitabı okuyan herkesin hayatı değişti. Karatay Diyeti’ni okuyan uyguluyor, uygulayan kolayca zayıflıyor&#8230; Üstelik tereyağa kırılmış pastırmalı yumurta, şiş kebap ve pirzola yiyerek. Hiç kalori hesabı yapmayarak! Sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_3794" class="wp-caption alignleft" style="width: 130px"><img class="size-full wp-image-3794 " title="Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'in Karatay Diyet Kitabı  Zayıflatıyor." src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/karatay-diyeti-kitabi1.jpg" alt="" width="120" height="155" /><p class="wp-caption-text">Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay&#39;in Karatay Diyet Kitabı Zayıflatıyor.</p></div>
<p><strong><span style="color: #800000;">Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay&#8217;in Karatay Diyet Kitabı  Zayıflatıyor.</span></strong><br />
Yılların verdiği bilgi ve tecrübeyle  Kardiyolog ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, bir kitap yazdı, bu kitabı okuyan herkesin hayatı değişti.<strong> Karatay Diyeti</strong>’ni okuyan uyguluyor, uygulayan kolayca zayıflıyor&#8230; Üstelik tereyağa kırılmış pastırmalı yumurta, şiş kebap ve pirzola yiyerek. Hiç kalori hesabı yapmayarak! Sadece ekmek, makarna, pilav, patates ve şekeri kesiyorsunuz. Prof. Karatay, “Ekmek yerine dilediğiniz kadar ceviz, fındık, fıstık, badem yiyerek zayıflayabilir ve sağlığınıza kavuşabilirsiniz” diyor&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-4542"></span></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Hocam, “Kilo vermek istiyorsanız evinize, mutfağınıza ekmek sokmayacaksınız” diyorsunuz. Oysa hâlâ pek çok diyetisyen ekmeği yasaklamıyor. Siz ise ekmeği yasaklıyorsunuz ama onların yasakladığı tereyağlı pastırmalı yumurtayı, cevizi, fındığı, fıstığı da bol bol veriyorsunuz. Herkesi şaşırtıyorsunuz&#8230; Şaşırtmakla kalmayıp zayıflatıyorsunuz da&#8230; Nasıl başarıyorsunuz? Ve tabii neden ekmeği yasaklıyorsunuz? </strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; ben bu kitabı Türk toplumu için yazdım. Yani bizim yaşama biçimimizi, yiyeceklerimizi dikkate alarak&#8230; Aslında Karatay Diyeti, klasik bir diyet kitabı değil. 7’den 70’e herkesin uygulaması gereken sağlıklı yaşam biçimi ve beslenme önerileri var içinde. Ben uzun süre yurtdışında yaşadım. Seyahat edenler bilir; her ülkenin değişik yiyecekleri, değişik yeme adetleri, değişik pişirme yöntemleri vardır. Mesela ekmek&#8230; Biz senede kişi başına 200-250 kilo ekmek tüketen bir toplumuz. AB ve ABD ortalaması ise 40-50 kilo. Bu kadar ekmek tüketen başka bir toplum yok maalesef&#8230;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Niye maalesef diyorsunuz?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Çünkü buna paralel olarak hareket etmiyoruz. Dünyanın da en tembel toplumuyuz. Bunu kabul etmemiz lazım. Genel halk sporu diye bir şey yok. Oysa eskiden böyle değildi.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Dikkatimi çekti, Atatürk’ten örnek vermişsiniz kitabınızda&#8230;</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Tabii. Okullarda jimnastiği mecbur kılan ilk devlet adamı Atatürk. Bu görevi Selim Sırrı Tarcan’a veriyor. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Osmanlı’da ilk Milli Olimpiyat Komitesi’ni kuran, 1909’da Berlin’de yapılan Uluslararası Olimpiyat Komitesi toplantılarına katılan ve İsveç Kraliyet Askeri Beden Eğitimi ve Jimnastik Akademisi’ni bitiren Tarcan, Atatürk’ün isteğiyle İsveç jimnastiğini kuruyor genç Türkiye Cumhuriyeti’nde. O zamanki fotoğraflara bakarsanız görürsünüz; İsveç jimnastiği için atlama tahtaları, aletler, ipler ithal ediliyor. Bunların kullanımı teşvik ediliyor, yaygınlaştırılıyor. Şimdi okullarda hiçbir spor yok. Özel okullardan bahsetmiyorum, maarif okullarını söylüyorum. Biliyorsunuz bizde beden eğitimi dersi hep dalgaya alınır. Halen de bunu görüyoruz, öğrenciler hep rapor alıyorlar o derse girmemek için. Yok efendim, imtihanlara çalışacaklarmış! İşte bu zihniyetin yaygın olduğu bir ülkede ekmek tüketilmemesi lazım.</p>
<p><strong>Ekmek budalası olmayın</strong></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Her gün 5 km yol yürüyen istediğini yiyebilir diyorsunuz kitabınızda. O zaman dilediğimiz kadar ekmek de yiyebilir miyiz?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Yürüme en sağlıklı fizik aktivitedir. Neden? İnsan vücudunda en fazla kas kitlesi bacaklarda bulunur. Enerjiye en fazla ihtiyacı da bacak kasları duyar. Bu nedenle en fazla enerjiyi de bacak kaslarımız harcar. 20-30 dakika yürümüş olsak bile&#8230; Tabii yüzme de bu nedenle tercih edilebilir ama herkesin her gün yüzme imkanı yok. Sürekli olarak, kolaylıkla herkesin yapabileceği bir fizik aktivite olduğu için ‘yürüyün’ diyorum. Bilimsel araştımalar da insülin direnci denilen metabolik bozukluğun ilk evresinin bacak kaslarında, tembellikten başladığını göstermiştir.</p>
<p>Sorunuza gelince; 5 km yürüyünce, birincisi beynimizde endorfin denilen mutluluk hormonu salgılanacağından ve ikincisi uzun yürüyüş sırasında adrenalin hormonu da salgılandığından, tokluk hissi olacaktır. Dolayısıyla aşırı ve fazla yemek yeme isteğimiz olmayacaktır! Çok fazla olmamak kaydıyla, ekmek ve pide yiyebilirsiniz. Ben Elazığlıyım, Anadolu’yu çok iyi bilirim, çok gezdim, çok gördüm, hatta çalıştım&#8230; Anadolumuz’da son derece önemsediğim bir deyiş vardır; ‘Ekmek ahmağı, ekmek budalası’ denir. Çünkü un ve tahılların her türlüsü vücutta su tutar. Vücutta su tutulması, tansiyonu yükseltir, kalp yetersizliğini artırır. Hatta tüm vücutta olduğu gibi beyinde de su toplanmasına neden olur&#8230;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Dolayısıyla bitmez tükenmez imtihanlara çalışacağım diye beden eğitimi dersinden rapor alan ve bir yandan da fındık, fıstık, ceviz yerine, bol bol ekmek yiyen çocuğun aslında ne kadar uğraşırsa uğraşsın imtihanlarda başarılı olması zor?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong><em> Kesinlikle&#8230; Benim söylemek istediğim de tam bu.</em></p>
<p><em>Ama beyaz ekmek yerine tam buğday, tam tahıl ya da kepek ekmeği yiyebilirsiniz deniyor&#8230; Hatta diyetisyenlerce de bu öneriliyor. Biz de öyle besleniyoruz&#8230;</em></p>
<p>Ben değişik ve yeni bir konuya değinmiyorum. Türkiye’de esas problem, dediğim gibi tahılları ve ekmeği çok tüketmemiz. Hani Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü’nün klasik bir beslenme piramidi vardır, en altta, geniş bir tabanda, tahıllar ve ekmek vardır&#8230; İşte o eski piramidin yerini, 1988-1989’da gene Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü’nün hazırladığı yeni piramit aldı. O yeni piramidin en altında sağlıklı proteinler, balık, et ve hareket var. Tahıllar artık bir üstte&#8230; Beyaz ekmek ise en tepede, ufak bir bölümü işgal ediyor.</p>
<p><strong>Tıp dilindeki adı gizli katil&#8230; </strong></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-İyi ama hâlâ bir sürü diyetisyenin odasında eski piramit var hocam? Yani en çok yine tahıllar öneriliyor&#8230;</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> İşte bütün mesele bu&#8230; O zamandan beri, yani 1989’dan beri dünyada yeni piramit öneriliyor, uygulanıyor ama bizim ülkemizde hâlâ bu duyulmadı. Üstelik yeni piramitte de doğal ekmek ve tahıllar ikinci sırada, yani onları da rahatlıkla tükebilirsiniz anlamına geliyor bu. Ama bizim ülkemizde tüketim çok yüksek. Ve en önemlisi ekmek yüksek glisemik indeksli olduğu için de sarısı, kırmızısı, esmeri, her türlüsü insülün direncini artırıyor.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-İnsülin direnci nedir hocam?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay</strong>: İnsülin hormonu fazla miktarda salgılandığında, kanda yüksek olarak bulunduğunda etkisini gösteremez. Buna insülin direnci diyoruz. Birçok tehlikeli hastalığa neden olduğu için tıp dilinde gizli katil olarak adlandırılıyor. Bir örnek vermek istiyorum. Mesela TİP 2 şeker hastalığı bir insülin direnci hastalığıdır&#8230; TİP 1 şeker hastalığında pankreas insülin yapamaz, vücutta insülin sıfır denecek kadar azdır. Oysa Tip 2 şeker hastalığında, pankreas çok fazla insülin üretir, ama dokularımız insülini kullanamadığı için kanda şeker yine yüksek kalır. Gerek şeker yüksekliğinin, gerekse insülin yüksekliğinin ileri yaşlarda ortaya çıkan dejeneratif hastalıkları başlattığı biliniyor. İnsülin direncini artıran ise ekmek, şeker, şekerli bütün içecekler ve meyve suları. Tabii bir de sık sık, günde 6-7 öğün yemek&#8230;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Bir dilim ekmek yiyince insülin direnci nasıl artıyor vücudumuzda?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay</strong>: Bir dilim ekmek yediğimizde o bir dilim ekmeğin üzerine kesme şekerleri dizin o kadar şeker giriyor vücudumuza. Ağzımıza o lokmayı alır almaz kan şekerimiz aniden yükseliyor. Yüksek glisemik indeksli karbonhidratların zararı budur. Kan şekeri aniden yükselince ve yüksek kalınca, vücutta hızla insülin salgılanır. İnsülin yukarı seviyede kaldığı zamansa, karaciğerde, bacaklarda, pankreasta, bütün vücutta insülin direnci başlar. İnsülin bu dokulardaki reseptör dediğimiz algılayıcılara artık hükmedemez. Hükmedemedikçe, kan şekeri düşmedikçe, insülin salgılanmaya devam eder&#8230;</p>
<p><em>“Bir dilim ekmek yediğinizde, o bir dilim ekmeğin üzerine kesme şekerlerini dizin, işte o kadar şeker giriyor vücudunuza&#8230;”</em></p>
<p><em>Ekmek yerine fındık fıstık, ceviz yiyin</em></p>
<p><strong>-<span style="color: #800000;">İnsülin direncinin vücuda zararı ne?</span></strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay</strong>: Bir kere şekerin kendisi toksik. Bugün hemen hemen tüm dejeneratif hastalıkların, başta kalp hastalıkları, damar sertliği, şişmanlık, şeker, felç, kadınlarda fibrokistik meme, polikistik over sendromu, artritler, Alzheimer, bazı kanser türleri, erken bunama, depresyon gibi hastalıkların altında insülin direncinin yattığı biliniyor. Ve bu 1988-1989’da gösterildi, yeni değil.</p>
<p><strong>-<em>Oysa biz hâlâ bunu yok sayıyoruz. Diyetisyenlerin de önerisiyle ekmek yemeğe devam ediyoruz&#8230;</em></strong></p>
<p>Hele Türkiye’deki ekmeği. Ekmeklerin hemen hepsi öyle aslında. Çok farkları yok. Ama tehlike dediğim gibi çok yendiğinde ortaya çıkıyor&#8230; Biz çok fazla yiyoruz ve hareket etmiyoruz. Hareket edersek yiyebiliriz.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Peki tam buğday ekmeği ile beyaz ekmek arasında hiç fark yok mu?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Kan şekerini yükseltmede aralarında hiçbir fark yok. Yani glisemik indeks üzerinden konuşuyorum, kaloriyi falan dikkate almıyorum. Ekmek kan şekeri ve insülini çok ani yükselttiği için, organlarda bozukluk başlıyor. Bir kere kan şekerimiz şeker hastası olsak da olmasak da yemekten sonra yükseldiği anda vücutta serbest oksijen radikalleri oluşmasına neden oluyor. Serbest oksijen radikalleri dediğimiz bileşik de hücrelerde paslanmayı, oksidasyonu, bütün hastalıkları başlatan zehirli maddeler&#8230;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Peki hocam siz “Ekmek yemeyin” dediğinizde, “İyi de B vitamini nereden alınacak?” diye sorulduğunu söylüyorsunuz. Onlara ne cevap veriyorsunuz?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay</strong>: Fındıktan, fıstıktan alınacak. Bu memleket ceviz, fındık, fıstık, badem memleketi&#8230;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Ekmek yerine her gün bir su bardağı kadar fındık, fıstık, badem ve ceviz yiyebilirsiniz diyorsunuz. Onlar kilo yapmaz mı?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Hayır&#8230; Ekmeğin yerine yenilecek. Ekmek düşünüleceğine, kuruyemişler düşünülecek. Hastalarıma hep şunu diyorum, “Ekmek yemeyin, fındık, fıstık, ceviz yeyin!” Bize ilkokulda şunu belletmişlerdi, “Fındık fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar hem ısıtır!” Bunu Karatay Diyeti kitabımda bir bölüm olarak yazdım&#8230;</p>
<p><strong>-<em>Bize onu belletmediler ama hocam. Üstelik yine bazı diyetisyenler yıllarca yağlı, zararlı diye fındık, fıstığı yasakladı. Hâlâ da yasaklayanlar var&#8230;</em></strong></p>
<p>Harvard Üniversitesi’nin yeni besin piramidine bakın, en çok fındık, fıstık ve sağlıklı yağları veriyor. Mercimek veriyor, egzersiz veriyor, bir de kırmızı et ve balık veriyor. Fındık, fıstık, badem ve cevizde sağlıklı olan doğal yağlar vardır ve B vitaminini de yoğun olarak içerirler.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Beyaz ekmek ise piramidin en tepesinde, öyle mi?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Ama Amerikalılar zaten ekmek çok yemiyor. Bakın Arabistan’da ekmek yoktur, Çin’de, Japonya’da, Kuzey Avrupa ülkelerinde ekmek yoktur, Rusya’da yoktur&#8230;</p>
<p><em><strong>-Ama Fransa’da var, İtalya’da var&#8230;</strong></em></p>
<p>Dediğim gibi egzersiz yapılırsa yenilebilir. Nitekim Fransızlar çok hareket eder, hiç şişman Fransız kadın gördünüz mü? Ama habire pizza, makarna, ekmek yiyip, hareket etmeyen İtalyan kadınlar 40’ından sonra bizim gibi hep şişman ve kiloludur.</p>
<p><em><strong>Her gün 5 km yürüyen dilediğini yiyebilir </strong></em></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Peki şişmanlık problemimiz yoksa ne kadar ekmek yiyebiliriz?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Az. Çünkü her türlü ekmek boş kalori sağlar vücuda, glisemik indeksi çok yüksektir unutmayın. Bir dilim ekmek kadar kesme şeker yiyorsunuz ve 2 saat sonra içiniz geçiyor, acıkıyorsunuz. Tekrar canınız bir şeyler, özellikle de şekerli yiyecekler istiyor. Bu kısır döngü tehlikelidir, dikkat edilmelidir. Aksi halde insülin direncini başlatır.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Ne kadar az yiyeceğiz ekmeği?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay</strong>: Bu miktar herkese göre değişir, yağlarınıza göre değişir. Fakat işlenmiş gıda olduğu için de sakınmamız lazım ekmekten. Karaciğer ve pankreas yağlanmasını artırır, unutmayın.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Beyazını değil de tam buğdaylısını ya da tam tahıllısını mesela cevizlisini yesek?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> Onlar tabii ki yenilebilir. Ama dediğim gibi her gün 5 km yürürseniz&#8230; Bilgisayar başında oturmakla olmaz. Eğer kilo probleminiz yoksa&#8230; Karaciğeriniz yağlı değilse&#8230; Yalnız özellikle kilo vermek isteyenler, kalp hastaları ve tansiyonu yüksek olan hastalar için konuşuyorum, ekmek zararlı. Mutfağa girmeyecek&#8230; Çünkü sadece içindeki tuz değil, tahıllar da vücutta su tuttuğu için bu tür hastalara zararlı oluyor, sıkıntı veriyor.</p>
<p><em><strong>Beliniz araba tekerleği gibi olduysa dikkat! </strong></em></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Peki hocam ekmek yemekten nasıl vazgeçiriyorsunuz hastalarınızı? İlk haftaları nasıl geçiriyorlar?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:</strong> ayet rahat geçiriyorlar. Çünkü konuşuyoruz. Kolayca uyguluyorlar. Bir kere insülin direncini gösteriyoruz. Benim usulüm var tabii. İlk geldiklerinde çok sıkıntılı oldukları için, söylediklerimi uygulayıp iki günde de rahatlayınca, bana inanıp derhal bırakıyorlar ekmeği, makarnayı, pilavı, patatesi&#8230; Ve bu tür beslenme ile yaşam biçimine bağlanıyorlar. Çünkü sağlıklı beslenip, sağlıklı yaşamaya başlayınca, dinçleşiyorlar, uyku düzenleri düzeliyor&#8230;</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Peki usulünüz ne sizin hocam?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>Bir kere bana geldiklerinde göbekleri şiş ve bel çevreleri genişlemiş oluyor. Göbek yağlanması çok önemli. Kilo almak şart değil, göbek çevreniz genişlemeye başlar başlamaz tehlike başladı demektir. Göbekte araba tekerleği gibi genişleme, insülin direncinin, karaciğer yağlanmasının belirtisidir. Genç insanlarda bile&#8230; Çünkü herşey karaciğer büyümesi, karaciğer yağlanmasıyla başlıyor. Karaciğer ve pankreas yağlanmaya başlayınca hastalıklar da başlıyor. Oysa bunu önlemek elimizde. Çünkü bu hastalıkarın hiçbiri genetik değil. Zaten 40 yaşından sonra genetik hastalık olmaz. Genetik hastalıklar adelosan dediğimiz, ergenlik çağına kadar ortaya çıkarsa, çıkar. Diyelim ki çocuğun kalbi delik olur, metabolizmasında bazı hormonlar eksik olur. Bunlar genetik olabilir. 30 yaşından, 40 yaşından sonra çıkan hastalıklar genetik değildir. Ama aileseldir.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Niçin aileseldir? </strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>Çünkü o kişi ailesinin yeme ve yaşama alışkanlıklarını devam ettiriyordur da ondan. Bu hastalıklar içsel ve dış etkenlerin etkisiyle ortaya çıkıyor. Hepimizin vücudunda 35-40 bin tane gen var. Bu genler uykudadır. Yani sessiz sedasız otururlar. Bunlar uyarıldığı zaman hastalıklar ortaya çıkar. Uyarmazsak çıkmaz. Bütün mesele bu.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Nasıl uyarıyoruz bu genleri hocam? </strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>İnsülin yükseliği, şekerler, gıdalaramıza eklenen kimyasallar, boyalar, duman, hava kirliliği, toksinler ve de trans yağlar bu genleri uykudan uyandırır.</p>
<p>Ekmeğin içine kömür küreğiyle tuz atıyorlar!</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Hocam siz hiç ekmek yemiyor musunuz?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>Hayır, eve ekmek almam.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>-Kaç yıldır?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>Biz Amerika’da 12 yıl yaşadık, orada o kadar çok ekmek yemedik. Sonra, 1999’da Türkiye’ye temelli olarak döndük. Döner dönmez de ekmeğe saldırdık tabii, çok lezzetli, özlemişiz. Öyle başladı. Ondan sonra eşim de, ben de bir baktık ki şişiyoruz, tabii yaş da ileri&#8230; Kalbimizde çarpıntılar başladı. Kadıköylüyüz biz, Kadıköy’de bir fırına gittim, dedim ki “Ekmeği nasıl yapıyorsunuz, görebilir miyim?” “Aaa tabii buyurun” dediler, içeri aldılar. “Ne kadar tuz atıyorsunuz ekmeğe?” dedim, usta “Bizim ölçümüz yok, böyle kürek kürek atarız” dedi. Size samimi söylüyorum, hani kocaman kömür, çimento kürekleri vardır ya, bana onları gösterdi. Onunla her gün Allah ne verdiyse katıyorlarmış unun içine&#8230; O küreği görür görmez eve geldim, kapıcıya dedim ki, “Bize artık tuzsuz ekmek al.” Önce tuzsuz ekmeğe geçtik, ama tuzsuz ekmek de aynı şey, çünkü o da tümüyle tuzsuz değil. Tuzunu belki biraz azaltıyorlar ama ölçü falan yok ki! Ondan sonra baktık ki bizim çarpıntılar yine azalmıyor, bu sefer kapıcıya dedik ki, “Biz artık ekmek almıyoruz!”</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>- Ondan sonra çarpıntılar, sorunlar bitti mi?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>Tabii her şey bitti. Üstelik biz yürüyen insanlarız. Bir rahatsızlığımız yok. Ondan sonra Amerika’dan dönen her arkadaşımız bizimle aynı sorunları yaşamaya başladı. Çarpıntıları tuttu, kalp doktorlarına gittiler, bana telefon edip, “Canan Abla çok fena, şu tetkiki yaptırdık” diyorlardı. Hepsine, “Kardeşim siz ekmeği kesin, ekmeği!” diyordum. Önce direniyorlardı, bakıyorlardı ki olacak gibi değil, ekmeği kesiyorlardı. Kestikten bir hafta sonra da arıyorlardı, “Çok rahatladık. Çok sağol, ilaçları da bıraktık” diye&#8230; Bunları yaşadım ben.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>- Ekmeği kesen insan bir haftada rahatlar mı?</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay: </strong>Tabii. Çünkü ekmekte un ve çok tuz var. Ve lezzetli olmasının, kıtır kıtır olmasının sebebi o.</p>
<p><em><strong>-Ama siz az da olsa ev yapımı turşu yenmesini öneriyorsunuz kilo vermek isteyenlere. Çünkü kalorisi sıfır&#8230;</strong></em></p>
<p>Tuz da sağlıklı kişilerde alınabilir, alınması lazım. Her gün tuzun vücuda girmesi lazım. Biz tansiyonu yüksek olanlara, kalp yetersizliği olanlara yasaklıyoruz tuzu.</p>
<p><em><strong>Ne kadar mutlu olsa az&#8230;</strong></em></p>
<p>Avrupa Florence Nightingale Hastanesi’nin kapısında, mutlu bir bilim kadını karşıladı beni&#8230; 68 yaşında, boncuk mavisi gözleri ışıl ışıl&#8230; Neredeyse her sözüne, “Ben yeni bir şey söylemiyorum, Time Dergisi 1989’da kapak yaptı”, “Ayşe Baysal hoca bu tarifi yıllar önce verdi”, “Prof. Ahmet Aydın’ın 7’den 70’e Taş Devri Diyeti kitabında bu konuyu çok iyi anlatır” diye başlayan&#8230; Pek çok diyetisyenin aksine hiçbir şeyi kendine mal etmeyen&#8230; Galiba onun gücü bu mütevazılığından geliyor&#8230; Bu yüzden hastaları o ne derse inanıyor, güveniyor ve harfiyen uyguluyor.</p>
<p>Sonuç; hem zayıflayan ve sağlıklarına kavuşan hastaları mutlu oluyor hem de onların yüzlerindeki minneti gören<span style="color: #800000;"> Prof. Canan Efendigil Karatay</span>&#8230;<span style="font-family: Helvetica,Verdana,Arial; color: #0000ff; font-size: x-small;"><strong>Mine Şenocaklı &#8211; <a href="mailto:msenocakli@gazetevatan.com">msenocakli@gazetevatan.com</a></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/prof-dr-canan-efendigil-karatayin-karatay-diyet-kitabi-zayiflatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Lekelerinizden Kurtulun !</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/gunes-lekelerinizden-kurtulun.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/gunes-lekelerinizden-kurtulun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 08:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[güneş koruyucu kremler]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Op. Dr. Güner Uysal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4536</guid>
		<description><![CDATA[Cilt lekeleri birçok bayan ya da erkeğin yaz sonrası kalan kötü hatıralarıdır. Güneş sonrası lekelenmeleri olanlar artık güneşe çıkmak, bronzlaşmak ve de tatil yapmak korkulu rüyası haline gelmektedir. Güneşin bu yakıcı etkisi ile cildimizde kalan kötü hatıraların yarattığı tenimizdeki lekelenmeler neden oluşmaktadır, nasıl korunmak gerekir ve tedavi etmek mümkün müdür? Tüm bu soruları konusunda uzman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4537" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-full wp-image-4537" title="Güneş Lekeleri" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/lazer-cilt-lekeleri.jpg" alt="" width="150" height="160" /><p class="wp-caption-text">Güneş Lekeleri</p></div>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Cilt lekeleri</strong></span> birçok bayan ya da erkeğin yaz sonrası kalan kötü hatıralarıdır. Güneş sonrası lekelenmeleri olanlar artık güneşe çıkmak, bronzlaşmak ve de tatil yapmak korkulu rüyası haline gelmektedir. Güneşin bu yakıcı etkisi ile cildimizde kalan kötü hatıraların yarattığı tenimizdeki lekelenmeler neden oluşmaktadır, nasıl korunmak gerekir ve tedavi etmek mümkün müdür? Tüm bu soruları konusunda uzman<strong> Magicplast</strong> <strong>Estetik ve Plastik Cerrah Op. Dr. Güner Uysal’ a</strong> yönelttik.<br />
<span id="more-4536"></span></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Güneş lekeleri</span></strong> yani diğer adıyla solar lentigo, adından da anlaşılacağı gibi güneş ışığındaki <span style="color: #003366;">UV ışınların</span> etkisi ile oluşan bir problemdir. Aslında bu bir hastalık değildir. UV ışınlarına karşı cildimizin vermiş olduğu bir tepki sonucunda oluşmaktadır. Bu tepki kendini ciltte kalınlaşma ve bunun sonucunda da daha fazla renk maddesi üretimi meydana gelir. Yani cildimizin güneşin zararlı etkilerine karşı verdiği bir tepkidir. Bu renk değişimleri koyu sarıdan kahverengiye kadar değişebilen renkte olmakta ve vücuttaki çillerle de çok benzerlik göstermektedir. Özellikle yoğun güneş ışığına maruz kalınan bölgelerde ciltteki soyulmayı takiben ortaya çıkar ve en sık olarak el sırtında, göğüs üst bölgesinde, omuzlarda, sırtta ve alında gözükmektedir. En sık olarak orta yaşta ortaya çıkar ve korkulduğu gibi kansere dönüşmezler.</p>
<p>Tabi ki bu lekelerinden kurtulmanın en büyük tedavisi güneş ışığına maruz kalmamaktır. Özellikle güneş ışığının yoğun olduğu saatlerde güneşe çıkmamalı, sık dokumalı ve renkli giysiler tercih edilmeli ve güneş koruyucu kremler kullanmalıdır. Bayanların özellikle gündüz saatlerinde dışarıya çıktıklarında geniş bir şapka giyerek yüzlerini de korumalarını öneriyorum.</p>
<p>Güneş lekelerinin tedavisinde birden fazla argüman vardır aslında kullanabileceğimiz. Bunlar kısaca renk açıcı birtakım kremler, peeling uygulamaları, karbondioksit fraksiyonel lazer sistemleri, kriyoterapi ve Nd Yag uygulamalardır. Bizim kliniğimizde en sık olarak uyguladığımız tedavi şekli ise CO2 Fraksiyonel Lazer Uygulamaları ve İNFİNİ tedavileridir. Bu kullanılan sistemlerle en inatçı lekeleri bile tedavi etmek mümkün olmaktadır. Peki nedir fraksiyonel lazer ve İnfini.. Kısaca bunlardan bahsetmek gerekirse…</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong>CO2 FRAKSİYONEL LAZER UYGULAMALARI</strong></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Lazer teknolojisinin kozmetik dermatolojide</strong></span> kullanılan son halkasıdır aslında.. Yüz ve boyun kırışıklıkları, çizgileri, sarkmaları ve akne (sivilce) izlerinin tedavisinde CO2 lazer direkt olarak deriye uygulandığından aşırı doku tahribatı yaratmaktaydı. Bu zararlı etkilerinden korunmak için fraksiyonel sistemler geliştirildi. Bu lazerde süzgeç benzeri mekanizma uygulanarak bazı noktalar ışını geçirmemekte olup tüm cilt alanlarına lazer ışınları gönderilmektedir.</p>
<p>Fraksiyonel lazer ile epidermal dokuyu soymadan ciltte mikro kanallar açma işlemi meydana gelir, hem epidermisi hem de dermisi tedavi etme olanağı ortaya çıkmaktadır. Bu mikrokanalların çevresindeki dokular sağlam kaldığından ve termal hasar olmadığından hızlı bir şekilde iyileşme meydana gelir. Oluşturulan bu çok küçük yaralar vücudun başka bölgelerinde oluşmuş yaralar gibi kasılarak iyileşir ve cildin en üst tabakasında toparlanma, sıkılaşma, kırışıklıkları giderilmesi, sivilce izlerinin azaltılması sağlanılır.</p>
<p>Yani sonuçta <span style="color: #800000;"><strong>ciltte yaralar</strong></span> oluşmamakta ve parçalara ayrılan lazer ışınlarının cilt tedavilerindeki etkinliği de daha fazla olmaktadır. Uygulama anestezi gerektirmeyen, ağrısız bir işlemdir. Hafif bir yanma hissi verebilmekte ancak çok ciddi bir rahatsızlık yaratmamaktadır. Bu bölgede oluşan hassasiyet aynı gün tamamen geçmektedir. Kızarıklık ise 24-48 saat içinde geçmektedir. İki gün sonra oluşan kabuklanma ise en fazla 3-4 gün sonra kendini yeni oluşan bir cilt yapısına bırakacaktır. Bu lazer sistemiyle sivilce ve yara izleri de kontrollü olarak kaybolmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="color: #800000;"><strong>İNFİNİ</strong></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #800000; text-decoration: underline;">İNFİNİ</span></strong></span>,<span style="text-decoration: underline;"> cildimizi gençleştirirken</span> aynı zamanda cilde minimal hasar veren, cilt altı dokulara uygulandığı için etkisi çok uzun süren, tek bir seansta bile gözle görülecek düzeyde bir etki yaratan, <span style="color: #800000;">RADYOFREAKANS</span> enerjisinin cilt toparlayıcı etkilerini hızlandıran ve bunu <strong><span style="color: #800000;">FRAKSİYONEL LAZER</span></strong> sistemi ile harmanladığımız bir cihazdır. Direkt olarak cilde dokunulmadığı için ciltte kalıcı izler bırakmamaktadır. Mekanizması şu şekilde çalışmaktadır: İleti gücü yüksek olan ve 0,8 mm ile 2,00 mm arasında değişebilen mikro altın uçlu iğneler cilt altına fraksiyonel radyofrekans enerjisini direkt olarak vermektedir. İşlem lokal anestezi altında yapılmaktadır. Bu üstün özellikleri nedeni ile <span style="color: #800000;">İNFİNİ</span> sadece cilt gençleştirme tedavisinde değil aynı zamanda ciltte oluşan lekeler ve cilt çatlaklarında da başarılı sonuçları olmaktadır.</p>
<p>Altın uçlu iğneler cilt altında ki kolajen ve elastin liflerini uyararak, hem kırışıklıklardan hem de ciltte oluşmuş olan sarkmalardan kurtulmamızı sağlamaktadır. Lazerle, peeling yöntemi ile ya da dermabrazyonla yapılan tedavilerde ciltte oluşabilecek ciddi problemleri <span style="color: #800000;">İNFİNİ</span> ile kesinlikle görmek mümkün olmamaktadır. Yüzde uzun süren kızarıklıklar, günlerce düzelmeyen cilt ödemi ve işlem sonrası oluşabilecek yanıklar kesinlikle izlenmez. Çünkü fraksiyonel radyofrekans enerjisi direkt olarak cilt altına verilir.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>İNFİNİ</strong></span> ciltte kontrollü bir hasar oluşturmaktadır. Bu şekilde dokular kendini onarmak için harekete geçer ve yenilenme süreci başlar. Bu yeni oluşan deride de ciltte meydana gelen lekeler tekrardan oluşmamaktadır. Tüm diğer cihazlar bu etkiyi oluşturabilmek için cildin üzerinden bu enerjiyi verdiklerinden dolayı,  aynı sonuçları elde etmek için farklı sorunlarla baş etmemiz gerekecektir. Altın uçlu iğnelerin iletim gücü sayesinde hiç kayba uğramayan radyofrekans enerjisi sayesinde de cildin 2 mm kadar altına girilerek hedef dokulara daha güçlü bir şekilde etki oluşturulmuş olur.</p>
<p>2-3 seans yeterli olmakla birlikte ilk seans en fazla etkinin olduğu seanstır.<span style="color: #800000;"><strong> Göz çevresi</strong></span> mimik kaslarının, dudak çevresindeki kırışıklıkların, boyun ve dekolte bölgesindeki problemlerin, el üzerindeki yaşlılık lekeleri ve kırışıklıklarının tedavisinde son derece etkili bir sistemdir. Kolda meydana gelen sarkmalarda da bir miktar toparlama sağlar. <span style="color: #800000;">Lokal anestezi</span> altında güvenle uygulanır. İşlem yarım saat gibi bir zamanda hızlıca uygulanır ve yarattığı etkiler çok uzun süre devam eder. <span style="color: #800000;"><strong>Ciltte meydana gelen kızarıklıklar</strong></span> 4-5 saat içinde toparlar ve 1 ay içinde ise en mükemmel sonuçlara ulaşılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/gunes-lekelerinizden-kurtulun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyabet diyeti listesi</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/diyabet-diyeti-listesi.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/diyabet-diyeti-listesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2011 13:11:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyabet ve Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet diyeti listesi]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet hastası yasaklar listesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4529</guid>
		<description><![CDATA[ Günümüzün en çok rastlanan hastalıklardan birisi diyabet yani şeker hastalığı oldu. Eskiden yaşı ilerlemiş insanlarda diyabet hastalığı olurken günümüzde küçük yaştaki çocuklarda da görülmektedir. Şimdilik diyebet hastalığın kesin çözümü olmamakla beraber gelişen tıp uğraşmaktadır. Diyabet olan hastalar beslenmesine çok dikkat etmelidir. Bu yüzden diyabet diyeti uygulaması çok önemlidir.Son yıllarda diyabet diyeti oldukça esnek, serbest ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4158" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-full wp-image-4158" title="Diyabet diyeti listesi" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/diyabet-belirtileri.jpg" alt="" width="150" height="160" /><p class="wp-caption-text">Diyabet diyeti listesi</p></div>
<p> Günümüzün en çok rastlanan hastalıklardan birisi <span style="color: #800000;"><strong>diyabet</strong></span> yani <strong><span style="color: #003366;">şeker hastalığı</span></strong> oldu. Eskiden yaşı ilerlemiş insanlarda <span style="color: #008000;"><strong>diyabet hastalığı</strong></span> olurken günümüzde küçük yaştaki çocuklarda da görülmektedir. Şimdilik <span style="color: #993366;">diyebet hastalığın</span> kesin çözümü olmamakla beraber gelişen tıp uğraşmaktadır. Diyabet olan hastalar beslenmesine çok dikkat etmelidir. Bu yüzden <strong><span style="color: #993366;">diyabet diyeti</span></strong> uygulaması çok önemlidir.Son yıllarda diyabet diyeti oldukça esnek, serbest ve kişisel özelliklere göre düzenlenmektedir. <strong>Diyet</strong> açlık demek değildir. Sık sık ve az az yenerek kan şekeri dengede tutulmaya çalışılır uzun süre aç kalmak yada diyette önerilenden daha fazla yemek ve kan şekerini yükseltir.Çok sık  acıkmak şekerin düşüklüğüne dalalet sayılırdı. <em>Sık sık acıkmak</em> şeker düşüklüğüne bağlı olabileceği gibi yüksek şekere de bağlı olabilir. Et hariç tüm yiyeceklerde şeker vardır.</p>
<p><span id="more-4529"></span></p>
<p>Diyette önemli olan şeker yememek değildir. Çünkü şeker en önemli enerji kaynağımızdır. Önemli olan bazı şekerleri yememektir.</p>
<p>Kesme şeker ve üzüm yiyeceklerdeki besin öğeleri ve kan şekerine olan etkilerinin bilinmesi sağlıklı diyet düzenleme yönünden önemlidir. Diyet diyabet tedavisinin en önemli basamağıdır. Diyabet diyeti yasaklar listesi değildir. Dengeli bir beslenmedir. Diyabet diyetinde besin ögeleri dengeli olarak yer almalıdır. Standart yani her diyabetli için aynı olan bir <span style="color: #000080;"><strong>diyet listesi</strong></span> yoktur.</p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>Sabah</strong>:</span></span><br />
1 su bardağı şekersiz çay<br />
2 kibrit kutusu beyaz peynir<br />
Salatalık, domates<br />
2 dilim kepekli ekmek</li>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>Ara öğün</strong></span></span><br />
1 su bardağı ayran<br />
2-3 adet kepekli bisküvi<br />
1 porsiyon meyve</li>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>Öğle</strong></span></span><br />
3 köfte kadar kadar et 100 gram veya 1 porsiyon kuru baklagil yemeği<br />
1 porsiyon sebze yemeği<br />
Salata<br />
1 kase yoğurt<br />
2 dilim kepekli ekmek</li>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>İkindi</strong></span></span><br />
1 dilim kepekli ekmek<br />
1 dilim beyaz peynir<br />
1 porsiyon meyve</li>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>Akşam</strong></span></span><br />
1 kase çorba<br />
1 porsiyon sebze yemeği<br />
Salata<br />
1 kase yoğurt<br />
2 dilim kepekli ekmek</li>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;"><strong>Gece</strong></span></span><br />
1 su bardağı şekersiz süt<br />
1 porsiyon meyve</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/diyabet-diyeti-listesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tutar’lı Diyet’in Beslenme Uzmanı ve Yaşam Koçu Gizem Tutar, “Mucizevi Çorba Diyetinin” Sırrını Açıklıyor .</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/tutar%e2%80%99li-diyet%e2%80%99in-beslenme-uzmani-ve-yasam-kocu-gizem-tutar-%e2%80%9cmucizevi-corba-diyetinin%e2%80%9d-sirrini-acikliyor.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/tutar%e2%80%99li-diyet%e2%80%99in-beslenme-uzmani-ve-yasam-kocu-gizem-tutar-%e2%80%9cmucizevi-corba-diyetinin%e2%80%9d-sirrini-acikliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 14:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çorba Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı ve zahmetsizce kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[ünlüleri zayıflatan]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Koçu Gizem Tutar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4524</guid>
		<description><![CDATA[Hergün bir ünlünün zayıfladığını duyuyor ve görüyoruz. Fazla kilolarından şikayetçi olanlar ise bu işin nasıl olduğunu merak ediyorlar.Son zamanlarda medyada sık sık ünlüleri zayıflatan, mucizevi çorba diyetlerine dair haberler karşımıza çıkıyor. Televizyon ve gazetelerde hızlı ve zahmetsizce kilo vermek adına, pek çok çorba diyeti tarifi veriliyor ve öneriler yapılıyor. Sağlıklı zayıflamanın ve sağlıklı yaşamanın yolunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4525" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-full wp-image-4525" title="Gizem Tutar “Mucizevi Çorba Diyeti&quot;" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/Gizem-Tutar-Mucizevi-corba-Diyeti.jpg" alt="" width="150" height="160" /><p class="wp-caption-text">Gizem Tutar “Mucizevi Çorba Diyeti&quot;</p></div>
<p>Hergün bir ünlünün zayıfladığını duyuyor ve görüyoruz. Fazla kilolarından şikayetçi olanlar ise bu işin nasıl olduğunu merak ediyorlar.Son zamanlarda medyada sık sık <span style="color: #800000;"><strong>ünlüleri zayıflatan</strong></span>, <span style="color: #800000;">mucizevi çorba diyetl</span>erine dair haberler karşımıza çıkıyor. Televizyon ve gazetelerde hızlı ve zahmetsizce kilo vermek adına, pek çok çorba diyeti tarifi veriliyor ve öneriler yapılıyor. Sağlıklı zayıflamanın ve sağlıklı yaşamanın yolunun <span style="color: #800000;">doğru beslenme</span>kten ve düzenli egzersiz yapmaktan geçtiğini belirten diyetisyen Gizem Tutar, <span style="color: #800000;"><strong>hızlı kilo verme</strong></span> konusunda doğadaki hiçbir besinin mucizevi olmadığını söylüyor. Mucizevi çorba diyetleri konusuna açıklık getiren <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000; text-decoration: underline;">diyetisyen</span></span>, piyasada pek çok çorba diyetinin yer aldığını; buna karşın çorba diyetlerinin bir kilo verme yöntemi olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Çorba diyeti yapılacaksa bile haftada bir günden fazla yapılmaması gerektiğini söyleyen Tutar, Tutar’lı Diyet’in “<span style="color: #800000;">Yağ Yaktırıcı Çorba Tarifi</span>ni” de okuyucularıyla paylaşıyor.</p>
<p><span id="more-4524"></span></p>
<p>Zengin içerikleri ve besleyici özellikleri ile sofralarımızda özel bir yere sahip olan çorbalar özellikle kış aylarında Türk mutfağının vazgeçilmezlerindendir. Kimi zaman güne sıcak bir başlangıç yapmak, kimi zaman açlığımızı bastırmak, soğuk kış günlerinde içimizi ısıtmak, ya da hasta yatağımızda ilaç niyetine içilen çorbalar mutfağımızın önemli lezzetlerindendir. Kara lahana, bakla ve brokoli gibi çeşit çeşit sebzelerden deniz mahsullerine; mercimek, nohut gibi kuru baklagillerden et, süt, yoğurt gibi hayvansal besinlere; un, mısır, bulgur gibi tahıl ürünlerinden kelle, paça, işkembe gibi sakatatlara kadar pek çok besin maddesinin çorbası yapılabilmekte ve çorbalar diyet programlarında da kendilerine yer bulabilmektedir. Son zamanlarda medyada sık sık ünlüleri zayıflatan çorba diyetlerine ait haberler karşımıza çıkmakta, hal böyle olunca da bu “mucizevi” çorba diyetlerine dair reçeteler zaman zaman hepimizin dikkatini çekmektedir.</p>
<p>Lahana çorbası diyeti akımı ile başlayan mucizevi çorba diyetleri konusuna açıklık getiren Gizem Tutar, hızlı kilo verme konusunda doğadaki hiçbir besinin mucizevi olmadığını söylüyor. Piyasada pek çok çorba diyetinin yer aldığını söyleyen Tutar, bunlardan bazılarının bütün öğünlerde yani gün boyunca çorba içilen diyetler, bazılarının ise iki öğün çorba tüketilen ve bir öğünün serbest bırakıldığı diyetler olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Tutar’a göre “bütün gün çorba içilen diyetlerin kısa zamanda sonuç vermesinin temel nedenlerinden biri, gün boyunca sadece çorba tüketildiğinde günlük kalori alımının oldukça düşmesidir. Yani tüm gün çorba diyetlerinin temel mantığı, herhangi bir düşük kalorili diyet ile aynıdır. Şöyle ki vücut ihtiyaç duyduğu kalorinin altında kalori aldığı için kilo kaybı gerçekleşmektedir. Bu şekilde yapılan tüm gün çorba diyetleri uzun süre uygulandığında, vücuttan kas ile su kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilmektedir. Bu tip bir diyet kısa sürede başarı sağlasa da uzun süreçte kayıplara neden olacaktır. Bir öğünün serbest olduğu çorba diyetleri ise hem daha yüksek kalori hem de daha fazla vitamin ve mineral içerdiğinden ötürü tüm gün çorba diyetlerine göre daha sağlıklı kabul edilebilir.</p>
<p>Çorba ile ilgili bilimsel gerçekler</p>
<p>Sağlıklı zayıflamanın ve sağlıklı yaşamanın yolunun doğru beslenmekten ve düzenli egzersiz yapmaktan geçtiğini belirten Diyetisyen Gizem Tutar, Türk mutfağının vazgeçilmezlerinden olan “çorba” hakkındaki bilimsel gerçekler hakkında da şunları söylüyor: Ana yemekten önce çorba tüketen kişilerin, çorba tüketmeyen kişilere göre o öğünde ve tüm gün boyunca daha az kalori aldıkları ve kendilerini daha uzun süre tok hissettikleri belirlenmiştir. Ana yemekten önce yapılan bir bilimsel çalışmada, karbonhidrat içeren çorbaları tüketen kişilerin gün boyunca karbonhidratlı yiyeceklere daha fazla yöneldiği, protein içerikli çorbaları tüketen kişilerin ise gün boyunca proteinli besinleri daha sık tercih ettikleri gözlenmiştir. İçeriğinde süt, yoğurt, yumurta, et, tavuk veya balık gibi protein kaynakları bulunan çorbalar unlu çorbalara göre daha uzun süre tok tutar. Çorbalara, acı kırmızı pul biber eklenmesi çorbanın metabolizma hızlandırıcı özellik kazanmasını sağlar.</p>
<p>Bütün bu bilgiler ışığında çorba diyetlerinin bir kilo verme yöntemi olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten diyetisyen Gizem Tutar, çorba diyeti yapılacaksa bile haftada bir günden fazla yapılmaması gerektiğini söylüyor. “Sağlıklı beslenme” kavramının “trendy” bir deyim olmaktan öteye geçip bir yaşam biçimine dönüşmesinin yolunun bilinçlenmekten geçtiğine değinen Tutar’lı Diyet’in beslenme uzmanı ve yaşam koçu Gizem Tutar, Tutar’lı Diyetten Yağ Yaktıran Baharatlı Bal Kabağı Çorbası tarifini de okuyucularıyla paylaşıyor:</p>
<p>Tutar’lı Diyetten Yağ Yaktıran “Baharatlı Bal Kabağı Çorbası” (4 porsiyon)</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Malzemeler:</strong></span></p>
<ul>
<li>1 tatlı kaşığı fındık yağı</li>
<li>1 tatlı kaşığı zeytinyağı</li>
<li>2 orta boy beyaz soğan</li>
<li>2 diş sarımsak</li>
<li>1 tatlı kaşığı acı kırmızı pul biber</li>
<li>2 çay kaşığı köri tozu</li>
<li>1 silme çay kaşığı karabiber</li>
<li>200 gram bal kabağı</li>
<li>1 su bardağı tavuk suyu (derisiz tavuk göğüsten)</li>
<li>1 su bardağı light süt</li>
</ul>
<blockquote><p><strong><span style="color: #800000;">Yapılışı</span></strong>: 200 gram temizlenmiş ve doğranmış bal kabağını üzerini kapatacak kadar su ile birlikte yumuşayıncaya kadar pişiriniz. Karışımı blenderdan geçiriniz. Soğanları ve sarımsakları kıyınız. Fındıkyağı, zeytinyağı, soğan ve sarımsağı bir tencereye koyunuz ve kısık ateşte 1-2 dakika kavurmadan çeviriniz. Üzerine baharatları ekleyiniz. İçerisine bal kabağı püresini, tavuk suyunu (derisiz yıkanmış tavukgöğüslerini üzerini kapatacak kadar su ile tavuklar pişinceye kadar orta hararetli ateşte pişirerek hazırlanır) ekleyin ve karıştırarak kısık ateşte 10-15 dakika pişiriniz. Karışımı blenderdan geçiriniz. En son sütü çorbayı çırparak ekleyiniz. Taze nane yaprakları ile birlikte sıcak servis ediniz.</p></blockquote>
<p>Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem TUTAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/tutar%e2%80%99li-diyet%e2%80%99in-beslenme-uzmani-ve-yasam-kocu-gizem-tutar-%e2%80%9cmucizevi-corba-diyetinin%e2%80%9d-sirrini-acikliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok Kiloluyum Zayıflamak İçin Ne Yapmalıyım ?</title>
		<link>http://www.hangidiyet.com/cok-kiloluyum-zayiflamak-icin-ne-yapmaliyim.html</link>
		<comments>http://www.hangidiyet.com/cok-kiloluyum-zayiflamak-icin-ne-yapmaliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 10:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Kiloluyum]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kiloları vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo problemi]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflamak İçin Ne Yapmalıyım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hangidiyet.com/?p=4521</guid>
		<description><![CDATA[Her yaştan insanların belli bir dönemde çok kilo aldıklarını söyler dururlar. Çok fazla kilo aldım demekle  zayıflanmayacağı bilindiği halde çoğu kişi aldıkları fazla kiloları vermek için hiç br şey yapmazlar. Kilo problemi artık büyük sağlık sorunları arasında yer alıyor çok kiloluyum diyenler için uzmanlar çeşitli diyet proğramları önerileri ile doğal yöntemlerle zayıflama imkanları sunuyorlar. Kilo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_135" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-full wp-image-135" title="Çok Kiloluyum Zayıflamak İçin Ne Yapmalıyım ?" src="http://www.hangidiyet.com/wp-content/uploads/neden_kilo_veremiyorum.jpg" alt="" width="150" height="150" /><p class="wp-caption-text">Çok Kiloluyum Zayıflamak İçin Ne Yapmalıyım ?</p></div>
<p>Her yaştan insanların belli bir dönemde çok kilo aldıklarını söyler dururlar. <strong>Çok fazla kilo aldım</strong> demekle  zayıflanmayacağı bilindiği halde çoğu kişi aldıkları <strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000; text-decoration: underline;">fazla kiloları vermek</span></span></strong> için hiç br şey yapmazlar.<span style="color: #333399;"><strong> Kilo problemi</strong></span> artık büyük sağlık sorunları arasında yer alıyor çok kiloluyum diyenler için uzmanlar çeşitli diyet proğramları önerileri ile doğal yöntemlerle zayıflama imkanları sunuyorlar. <span style="color: #000000; text-decoration: underline;">Kilo problemleri</span> olanlar endişe etmeden önce kendilerini uzmanlara emanet etmeliler. Çok kiloluyum ne yapmalıyım, gibi sorunların cevaplarını internetten aramak yerine bu konudaki uygulamalar ve diyet başarı hikayeleri gibi konular hakkında bilgi sahibi olammak aynı zamanda diyet günlüklerini inceleyerek başkalarının yaşadıkları durumları göz önüne almak için kullanılmalıdır.</p>
<p><span id="more-4521"></span></p>
<p>Kiloluyum ve çok mutsuzum diyerek basın yayın organlarında paylaşılan beslenme ve <span style="color: #333399;"><strong>diyet listeleri</strong></span>ni sırayla uygulamaya gerek yok işin doğrusu kendinize özel olarak hazırlanan kişisel diyet listelerinde gizlidir.</p>
<blockquote><p>             Fazla kilolu olupta bir türlü veremeyenler ise kendilerini avutmak için kilolarımdan memnunum diyorlar.  Fazala kilolarıyla barışık olanların yanı sıra kiloluyum mutsuzum diyenlerin sayıları oldukça fazla durumda. Kesinlikle kilo verme aşamasında bilimsel yöntemler uygulamaya koyulmalı, sağlık açısından risk oluşturan uygulamalardan uzak durulmalıdır. Çok fazla kilolumuyum sorusunun cevabı kişe göre değişebilecektir kimi insanların kilo fazlalığı yağ kütlelerinden oluşurken bir kısmında yoğun kas kütlesi olduğundan farklı olarak değerlendirilmelidir.</p></blockquote>
<p>               Bu demek oluyor ki herkesin kendine has kişisel diyet listesi olduğu gibi kilo düzeyide farklı olabilir. Boy kilo oranı gibi durumlar değerlendirilirken uzmanlarca bu konular göz önüne alındığında zayıflama kilo verme aşamalarında daha sağlıklı ve sonuç alınabilecek uygulamalar yapılmaktadır. Kıscası kilolarından mutsuz olanların çaresi bilimsel yöntemlerle işin uzmanlarınca yapılacak zayıflama yöntemlerindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hangidiyet.com/cok-kiloluyum-zayiflamak-icin-ne-yapmaliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

